Ana Sayfa Sayılar Sipariş Linkler İletişim English
Detaylı Arama  
Akdeniz Medeniyetleri Ara?t?rma Enstits
Akmed etkinlikleri ve duyuruları hakkında bilgi almak isterseniz listemize üye olunuz.
E-Mail:
İsim:
Soyisim:
 
 
 
 
ANMED Sayı: 2006-4
 
Kilikya Kıyıları Sualtı Arkeolojik Yüzey Araştırması - 2005: Tisan (Aphrodisias) - Dana Adası - Mavikent - Boğsak Kıyı Taraması
Çiğdem TOSKAY-EVRİN - Volkan EVRİN
 

Giriş:
 Orta Doğu Teknik Üniversitesi Sualtı Topluluğu Batık Araştırmaları Gurubu (ODTÜ-SAT BAG) (http://www.metu.edu.tr/home/wwwsat), 1992 yılından beri sürdürmekte olduğu “Kilikya Kıyıları Sualtı Arkeolojik Yüzey Araştırması” nın (http://www.kilikya.org) 2005 yılı sualtı keşif ve araştırma dalışlarını Mersin İli Silifke İlçesi’ne bağlı Yeşil Ovacık beldesi ile Taşucu arasında kalan Tisan (Aphrodisias) - Mavikent - Boğsak kıyı şeridinde ve Dana Adası’nın çevresinde yapmıştır (Har. 1). Kilikya kıyılarının sualtı arkeolojik değerlerinin tespit ve belgelenmesini amaçlayan bu çalışma öncesinde Silifke Müzesi ile görüşülmüş, ihtiyaç duyulan bilgi ve kaynaklar tespit edilmiştir. Sualtı dalışları tamamen dalış yasağı olmayan yerlerde yapılmasına rağmen, araştırma öncesinde de Mersin ili Kültür ve Turizm Müdürlüğü ile Sahil Güvenlik birimlerine gerekli bilgilendirmeler yapılmıştır. Araştırmanın parasal desteği, ODTÜ-SAT BAG’ın son 4 yıldır tüm sualtı araştırmalarını destekleyen Türkiye Sualtı Arkeolojisi Vakfı - TINA (http://www.tinaturk.org) tarafından karşılanmıştır. Araştırma ekibimiz, Mavikent sitesinin desteği sayesinde 16 kişilik ODTÜ-SAT BAG dalıcısı ile 20-31 Ağustos 2005 tarihlerinde keşif ve araştırma dalışlarını tamamlamıştır.

Yöntem:
Kilikya Araştırmaları, öncesinde yoğun kara çalışması yapılan ve arkeolojik ön bilgilerin toplanması ile başlayan bir çalışmadır. Buna ek olarak yerel dalgıçlardan, balıkçılardan ve yöre halkından alınan genel bilgiler doğrultusunda araştırma yapılacak alanlar seçilmektedir. 2005 yılı çalışma bölgesi de coğrafi yapısı ile Dağlık Kilikya (Anemorion - Kelenderis - Seleukeia) ile Düzlük Kilikya (Soli - Mersin - Tarsus - Adana) arasında bir geçiş noktası olan ve Taşucu Körfezi olarak bilinen kısımda, Tisan (Ovacık Yarımadası ve Kösrelik Adası - Aphrodisias) - Mavikent - Boğsak kıyı şeridi ile Dana Adası’nın (Pithyussa Adası) çevresi olarak seçilmiştir. Doğal liman yapıları ve kıyı şeridinde bulunan arkeolojik kalıntılar bu bölgeyi araştırmaya değer kılmaktadır (Har. 1). ODTÜ-SAT BAG dalıcıları, önceden belirlenen dalış noktalarına 2-3 kişilik ekipler halinde teknik becerilerine uygun derinliklerde dalarak keşif dalışlarını gerçekleştirmiştir. Dalışlar sırasında görülen arkeolojik değere sahip bulgular çizim ve fotoğraşar ile belgelenmiştir. Önemli keşif noktalarında sualtı görüntülemeleri de yapılmıştır. 10 günlük dalış kampı sonucunda 16 araştırma dalıcısı 160 aletli dalış yapmış ve 150 saatin üzerinde sualtı taraması gerçekleştirmiştir.

  Bulgular:
Araştırmalarının sonucunda Dana Adası civarındaki topukta ve Boğsak yakınlarındaki bir koyda olmak üzere iki batık alanı belgelenerek görüntülenmiştir (Res. 1). Her iki batık alanı da yerel dalgıçlar tarafından bilinen, ancak kayıtlara geçirilmemiş batıklardır. Dana Adası bölgesindeki topukta bulunan batığın hemen hemen tüm kargosu yağmalama sonucunda hasar görmüştür. Fakat, kumun altında halen sağlam parçalar da bulunmaktadır (Res. 3-4, 6). Boğsak yakınlarında bulunan batık ise, kayalara bindirerek battığı veya zamanla dalgaların da etkisiyle kayalık ve sığ kıyı kenarına dek sürüklendiğinden kargosu darmadağınık ve hasarlıdır (Res. 1, 5). Bunun dışında Tisan - Kösrelik Adası çevresinde bol miktarda tam ve kırık amphoralara rastlanmıştır (Res. 2). Dana Adası çevresinde de karada bulunan arkeolojik kalıntılara yakın kıyı şeridinde mimari yapılar ve amphora  kırıkları tespit edilmiştir. Yeşil Ovacık Yarımadası’nın çevresinde, Dana Adası kıyılarında ve  dalış yapılan diğer noktalarda metal çapalara rastlanmış, ancak taş çapaya rastlanmamıştır.

Aphrodisias kentinin Doğu limanından başlamak üzere Ovacık Yarımadası’nın kısmen güney yüzüne dek uzanan ve yarımadanın batı tarafında kısıtlı bölgelerle Kösrelik Adası ve Dana Adası (Pithyussa Adası) etrafında, Aphrodisias’tan Mavikent yönüne doğru yapılan Kilikya 2005 sualtı taramaları sırasında ağırlıklı olmak üzere Roma Dönemi amphora kırıklarıyla – Dressel 1 (?), Dressel 2-4, Geç Roma 1 (LR 1) ile olasılıkla Kos tipi omuzdan çimdiklenmiş çift şerit (bifid) kulplu bir amphora, Ortaçağ’a ait sırlı seramik kırıklarına rastlanmıştır (Res. 2-4, 6-7).

Boğsak tarafında bulunan batık alanında da yoğun olarak Dressel 2-4 tipi Roma amphoralarına (Res. 1), Roma Dönemi tabak ve çanak formlarına, iri silo kaplarına, Roma Dönemi güveçlere rastlanmıştır (Res. 5). Kilikya Araştırması sonucunda elde edilen arkeolojik bulgular, batık alanlarının mevkileri ve koordinatları ile beraber Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Silifke Müzesi’ne bildirilmiştir.

 Tartışma:
Antik Dönem’de Zephyrion, Ortaçağ’da ise olasılıkla Aziz John’un şövalyelerinin etkisiyle Cape Cavaliere olarak bilinen Ovacık Yarımadası üzerinde yer alan Aphrodisias kenti, yarımadanın kuzeydoğu kesiminde korunaklı bir kıstağa hükmeden doğu ve batı limanlarına sahip bir yerleşmedir. Doğu limanına girerken doğubatı doğrultulu küçük bir adanın yanından geçilir (Kösrelik/Köserelik Adası). Doğu Limanı ise Ortaçağ’da Porto Cavaliere olarak bilinmektedir. Kösrelik Adası üzerinde kaya mezarları ile bir kilisecik de yer almakta, Roma ve Erken Bizans dönemlerinde adanın bir nekropol alanı olarak kullanıldığı da düşünülmektedir. Ada tatlı su kaynaklarına da sahiptir. Yarımadanın Doğu Limanına bakan tarafında Erken Bizans Dönemi’ne ait mozaik zeminli, Aziz Panteleemon’a adanmış bir kilisenin kalıntıları bulunmaktadır. Ortaçağ’da kilise kullanım dışı kaldıktan sonra kilisenin güney koridorunun tamamını kapsayan bir sarnıç inşa edildiği sanılmaktadır.

Aphrodisias kentini daha önce ziyaret eden Beaufort, Heberdey ve Wilhelm, Bean ve Mitford, son olarak da Blumenthal ve Budde gibi gezgin ve araştırmacıların çoğu yüzeyde Roma İmparatorluk Dönemi’nden daha eskiye giden kalıntılara rastlamadıklarını ifade etmişlerdir. Öte yandan alanda araştırma ve Doğu Limanı kilisesinde kazı çalışmaları yapmış olan Budde, kentte buldukları seramik malzemenin İ.Ö. 6. yy.’dan Geç Bizans Dönemi’ne dek çeşitlilik gösterdiğini kaydetmektedir. Ovacık Yarımadası’nın güneyinde yer alan küçük koydan yukarı doğru bakıldığında poligonal örgülü bir duvar sistemi ile gözetleme kuleleri görülür. Kulelerin ve duvarın doğrultusuna bakıldığında kıstakta yer alan yerleşimi korumak amacıyla kurulmuş bir savunma sistemini akla getirmektedir. Yarımadanın kuzeybatısında, batı limanı yönünde de poligonal örgülü duvarlar ile antik duvar kalıntıları ve seramik kırıkları devam etmektedir. Sur duvarları yarımadanın kuzey ve güney kıyılarını içine alacak şekilde adayı çevrelemektedir. Batı ve Doğu limanlarındaki yerleşimin kendisini koruyabilmesi için donanma güçlerinden faydalanması muhtemeldir.

 Yarımadanın üzerinde sur duvarlarının çevrelediği alanın içinde üç kiliseye, bir ambar yapısına, evlere, sanrıçlara ve su kaynaklarına ve oldukça geniş bir alanı kaplayan bir nekropol ile dairesel formda bir Bizans Dönemi kulesine rastlanmıştır.

Kentin bir kıstakta yer alması, doğu ve batı olmak üzere iki limana birden hükmetmesi, bunun da ötesinde özellikle doğu limanına girişin Kösrelik Adası gibi iri bir kayaç kütle sayesinde korunaklılığı burasını kötü havalarda gemiler için ideal bir sığınak haline getirmektedir. Doğu Limanı’nın duvar kalıntıları sualtında da takip edilebilmektedir. Ayrıca Doğu ve Batı Limanlarının bir kanal aracılığı ile küçük gemilerin geçebilmesi amacıyla birbirine bağlandığı da iki liman arasında bulunan yan yana inşa edilmiş ambar yapılarının temel izlerine bakıldığı nda olası görülmektedir.

Stratejik konumu ve tatlı su kaynakları ile ayrı bir öneme sahip olan Dana Adası (Pithyussa Adası) üzerinde özellikle rüzgardan korunaklı ve Anadolu kıyılarına bakan kuzey yüzünde Roma ve Erken Bizans Dönemi’ne ait birkaç kilise, mezarlar, lahitler, sarnıçlar, evler ve liman yapısının izleriyle Roma Dönemi’ne ait bir hamam yapısı vardır.

 Dana Adası ile ana kara arasında kalan Kargıcak Boğazıda navigasyon açısından stratejik olduğundan, adanın kuzey kıyısındaki antik yerleşimin hemen hemen karşısına gelecek şekilde ana kara üzerinde de bir yerleşimin izleri mevcuttur. Askeri açıdan boğazın karşılıklı iki yakasını tutan garnizon görevi görebilecek küçük yerleşimlerin gelişmiş olması denizel coğrafyanın doğal bir sonucudur. Her iki yerleşimin de tarım arazileri ile çevrili olmayışı, arazinin kayalık ve makilik oluşundan bu yerleşimlerde ana geçim kaynağının balıkçılık ve transit geçen gemilerle yapılan ticaret olduğu sonucuna varılabilir. Boğsak yakınlarındaki diğer bir Roma Dönemi olduğu sanılan batık da ana karadan uzanan küçük burunun kuzey kıyılarında bulunmuştur (Res. 1, 5). Bölgeye yakın olan Güvercin Adası’nın rüzgardan korunaklı kuzeydoğu tarafında küçük bir Geç Roma - Erken Bizans dönemlerine ait yerleşim göze çarpmaktadır. Buradaki yapı kalıntılarının yorumlanması güçtür, bir Geç Roma villası, gözetleme kulesi, ya da bir Erken Bizans manastır yapısı, veya küçük bir kilise gibi ihtimaller üzerinde durulmaktadır.

Yukarıda değinilen antik yerleşimlerin tarihçeleri, arkeolojik kara bulguları ile deniz kıyısındaki stratejik konumları birlikte yorumlandığında, Taşucu Körfezi’ndeki bu elverişli uğrak limanların aktif olarak kullanıldıklarına dair kanıtları Kilikya Kıyıları Sualtı Arkeolojik Yüzey Araştırmaları çerçevesinde ODTÜ-SAT BAG olarak aramamızın ve tespit etmemizin Türkiye’nin Doğu Akdeniz kıyılarının sualtı arkeolojik değerlerinin ve bu değerlerin tahribatının belgelenmesi açısından önemi açıkça görülmektedir. Tespit edilen 2 batık alanı ve pek çok amphorada görünen hasar bölgede yoğun arkeolojik tahribatı sergilemektedir (Res. 1, 6).

Sonuç:
Varlığı belgelenen batıklar, bölgenin arkeolojik olarak taranmasının yararını ortaya koymuştur. Kilikya kıyılarında bilgi bütünlüğüne ulaşmak için bu kıyıların detaylı olarak taramalarının bitirilmesi ve arkeolojik bulguların bir bütün olarak yorumlanmasına ihtiyaç vardır.

Teşekkür:
Kilikya 2005 çalışmalarının yürütücülerinden olan M. Ayaroğlu’na ve K. Özkan’a teşekkür ederiz. Ayrıca araştırma sırasında her türlü konaklama, kamp alanı ve lojistik destekleri için S. Aslan nezdinde Mavikent Sitesi’ne; bölge hakkında bizi bilgilendiren ve yardımlarını esirgemeyen Silifke Müzesi Müdürü İ. Öztürk’e; dalışlar sırası nda gösterdiği rehberlik için Seher Yeli isimli teknesi ile dalışlarımızı sağlayan K. Gürbüz’e ve araç desteği için H. Kılıç’a ve S. Yeğiner’e teşekkür ederiz.

Önceki Sayfa PDF belgesi olarak a Makaleyi Yazdır