Ana Sayfa Sayılar Sipariş Linkler İletişim English
Detaylı Arama  
Akdeniz Medeniyetleri Ara?t?rma Enstitüsü
Akmed etkinlikleri ve duyuruları hakkında bilgi almak isterseniz listemize üye olunuz.
E-Mail:
İsim:
Soyisim:
 
 
 
 
ANMED Sayı: 2004-2
 
Antalya Müzesi Çalışmaları 2003
Metin PEHLİVANER
 

Kaleiçi 148 Ada 15 Parsel Sondaj Kazısı (Azize Yener, Nilüfer Karakaş, Nuray Malkoç)
 Antalya Merkez Kaleiçi,Tuzcular Mah.148 ada,15 nolu parsel sahibinin, inşaat izni almak üzere Müze Müdürlüğüne başvurması üzerine, bu yerde 13-21.11.2003 - 01-04.12.2003 tarihleri arasında bir sondaj-kazı çalışması yapılmıştır. Kazı çalışmalarına, arsanın kullanılmak istenen kuzeybatı kesiminde başlanmış, bu alanda 1.5 x 2 m. ölçülerinde açılan sondaj çukurunun 30 cm. derinliğinde taş döşeli, dörtgen planlı bir düzleme rastlanmıştır. Düzlemin üç yanında sürdürülen seviye indirme çalışmaları sonunda değişik ölçülerde büyük traverten bloklardan inşa edilmiş, yüksekliği 1.38 m. olan podyum görüntüsünde bir yapı kalıntısı açığa çıkarılmıştır. Yapının, iki köşesi belirlenen güneybatı cephesi 2.60 m. olup, kuzeydoğuya doğru uzayan yan cepheler 2.49 ve 3.33 metrelerde bahçe duvarı ile kesilmiştir. Blokların bağlayıcı bir malzeme olmaksızın yan yana ve birbiri üzerine iki sıra halinde yerleştirilmesiyle inşa edilen bu yapının kaide taşları, tabanda 21.5 cm. daha geniş olup, meyilli bir profillendirme ile yukarı doğru daraltılmıştır. Kaide üzerine sıralanan taşların bosajlı ayna kısmı çift sıra bordürle sınırlanmıştır ve üst kısımlarına oturtulmuş olası bir mimari elemana ait herhangi bir ize rastlanmamıştır.

 Yapının anıtsal bir girişe ait ayak olabileceği de düşünülmüş bu nedenle aynı aks üzerinde, güneydoğu yönde, ikinci bir sondaj çukuru daha açılmıştır. Yüzeyden 90 cm. derinlikte ve kuzeydoğu yapısına 5.19 m. uzaklıkta, bir kaide taşına in sutu olarak rastlanmış, yapıya ait diğer parçaların sonraki yapılaşmalar sırasında alınmış olduğu anlaşılmıştır. Parçanın oturtulduğu 38 cm. yüksekliğindeki platform ile her iki yapı arasında seviye eşitliği sağlanmış olmalıdır. Platformun batı köşesinde, yaklaşık 25 cm. aşağıda, moloz taştan bir tabaka, onun da altında bir çukura rastlanmıştır. Bu çukurun geç dönemde açılmış bir kuyu olabileceği ve daha fazla derinleşmenin statik açıdan tehlike yaratabileceği düşünüldüğünden bu alandaki kazı çalışması durdurulmuştur.

Her iki sondajda açığa çıkarılan mimari kalıntıların birbirine benzerliği ve konumları dolayısıyla ve başlangıçtaki düşünceyi sınamak üzere, arada kalan bölüm de açılmıştır. Bu bölümde düzensiz duvar taşlarının altında, yüzeyden yaklaşık 130-140 cm. aşağıda bir yangın tabakası izlenmiş, bu tabaka içinde bol miktarda cüruf, seramik parçası ve hayvan kemiği bulunmuştur.Yangın tabakasının altında ortaya çıkarılan horasan taban üzerinde biri yarım olmak üzere 29x29 cm. ölçülerinde iki adet tuğla döşeme plakası in sutu olarak bulunmuştur . Yine aynı taban üzerinde 90 cm. eninde, l5 cm. yüksekliğinde eşik olabilecek bir basamak tespit edilmiştir. Yol ile iki yapı arasında kalan kısımda, 10 cm. kodda, Osmanlı dönemine ait bir taş duvar ortaya çıkmıştır. Bu alanda çok sayıda cam/sır malzemelerinin yanı sıra çoğunluğu 14. yy.'nin ikinci yarısından 20. yy.'a kadar tarihlenen çok sayıda maden ve pişmiş topraktan buluntu ele geçmiştir.Mimarı kalıntıların çevresindeki dolgu toprağından ele geçen pişmiş toprak, metal, cam, taş ve kemik eserlere ait parçalar ile sıva, cruf gibi analizlik malzemeler müze laboratuarına getirilmiş, üzerlerinde gerekli atölye işlemleri ve bilimsel değerlendirmeler yapılmıştır.

 Pişmiş toprak buluntular arasında pek azı tüme yakın olan çok sayıda fragman bulunmaktadır. Bunlardan 6.yy. unguentariumlarına ait dip ve gövde parçaları (üçü damgalı), Doğu Sigillatalarına ve 6 ve 7. yy. Kıbrıs kırmızı astarlı(rulet bezemeli) kaplara ait parçalar, 7-12. yy. arasına tarihlenebilen tava, çömlek ve amphora gibi domestik kaplara ait kulp,ağız ve dip parçaları, 12. yy.'ın ikinci yarına ait yüksek ayaklı kandillere ait çanak ve ayak parçaları, Selçuklu - sır altı siyah dekorlu kap parçası (13.yy), taklit Seledon tipi tabaklara ait parçalar (14.yy), Tek renk sırlı testi, ibrik, çömlek, kase ve tabak parçaları (12-15.yy.), Slip, akıtma boya, mermer taklidi, sgraffito, kazıma tekniği ile bezenmiş sırlı kaplara ait parçalar (12-15.yy.), İznik serisi içinde Milet türü (14.yy ikinci -15.yy ilk yarısı), mavi beyaz (16.yy) tabak ve kase parçaları, Kütahya fincan parçaları (18.yy.), 19.yy. Dimetoka tabaklarına ve 20.yy.Avrupa porselenlerine ait parçalar ile lüle (17-19 yy.) ve üç ayak parçaları tarihlemeye yardımcı olan kayda değer buluntulardır. Dolgu toprağında bulunan curuf parçalarının bir fırına ait atıklar; doğal cama benzer koyu renk yumruların ise sır veya cam imali ile ilgili malzemeler olduğu düşünülmektedir. Kaleiçi'nde bugüne kadar seramik veya cam yapımı ile ilgili fırın veya atölye kalıntılarına rastlanmamış bile olsa ele geçen üç ayak ve yastıklar seramik üretildiğinin bir kanıtıdır. Ancak bunlar da üretimin hangi dönemlerde yapıldığına dair bir bilgi vermemektedir. Maden buluntular arasında, Osmanlı dönemine ait, demirden biri yarım olan iki orak, iki anahtar , iki halka, bir çubuk çok sayıda irili ufaklı çiviler ile bronz bir kaba ait ağız parçası ve levha halinde bir aplike parçası vardır. Bronzdan 3 adet sikke oldukça yıpranmış olduğundan okunamamıştır.

 Dolgu toprağında sıkça rastlanan hayvan kemiklerinin yanı sıra, oyun gereci olarak da kullanılmış olan, 14 adet aşık kemiği ele geçmiştir. Yine aynı alanda bulunan kemikten silindir şeklinde bir obje ile bir okçu yüzüğü özenle işlenmiş eserlerdendir. Cam kaplara ait ağız, dip, çubuk, kulp gibi fragmanların küçük ve az sayıda olmasından kap tiplerini tam olarak belirlemek mümkün olamamıştır. Serbest üfleme tekniği ile yapılmış, ince cidarlı parçalarda ağız kenarları ateşe tutularak kalınlaştırılmıştır.Tüm parçaların yüzeyinde matlaşma ve irizasyon mevcuttur. Biri oyuk tabanlı olan iki kaide ile tüp şeklindeki bir parçanın benzer örneklerine dayanılarak bu fragmanların Bizans dönemine ait kadeh ve kandil gibi kaplara ait olduğu anlaşılmaktadır. Az sayıdaki taş buluntular arasında mermer ve kireç taşından iki sütun, bir kaplama , bir kase, bir sunu masası (?) ve birkaç mimari elemana ait parçalar ile gri taştan bir ağırşak da bulunmaktadır. Eserler Geç Roma-Bizans dönemine ait olmalıdır.

Çalışılan alan günümüze kadar sürekli kullanıldığı ve yapı kalıntılarının işlevlerini belirleyecek veriler tahrip edildiğinden, somut bir sonuca ulaşmak güçtür. En erken buluntuların 5-6 yy. tarihlenmesiyle, bu yapıların Geç Roma-Bizans dönemlerine ait anıtsal bir girişle ilgili ayak veya bir podyum olduğu konusunda bazı önerilerde bulunulabilir.

Gökdere Köyü Kazısı (Mustafa Demirel, Nuray Malkoç, Nilüfer Karakaş, Ali Koç)
 Antalya İli, Merkez, Yurtpınar Beldesi, Gökdere Köyü, Mezarlık Mevkii'nde (Yıkık mevkii) beton direk çukurlarının açılması sırasında tesadüfen ortaya çıkan pithos'un Müdürlüğümüze bildirilmesi üzerine, 05.07.2003- 07.07.2003 tarihleri arasında 3 günlük bir çalışma yapılmıştır. Bu çalışmada bulundukları yerde dik konumda ve ağızları yukarı doğru olarak ele geçen iki pithosun güney cepheleri açılmıştır. Ağız kısmı Yaklaşık -40 cm. yüzey dolgu toprağının altında yer alan pithosların, -1.30 seviyesinde düz dipleri üzerine, gövdeleri tam ortada bitişik olarak tabana oturtulduğu görülmüştür. Pembemsi deve tüyü hamurlu, kalın cidarlı, dışta kahverengi firnisli, bikonik gövdeli, kalın ağız kenarlı, kısa boyunlu, yanlarda yatay şerit kalın üç kulplu, hafif içe çukur küçük düz dipli olup, yine her ikisinde de birer kulp sağlam olarak ele geçmiştir. Kulplar eşit aralıklarla aplike edilmiş ve gövdeyle birleşme yerinde 5 parmak izi vardır.

Pithosların içinde ve açmanın dolgu toprağında, kırık kaba seramik parçaları dışında herhangi bir buluntu yoktur. Ele geçen bu parçalar ile pithosların formundan, her iki eserin de Geç Roma Dönemi'ne ait olduğu anlaşılmaktadır. Ölü gömmede mi, yoksa erzak deposu olarak mı kullanıldığı anlaşılamamakla birlikte, kanaatimizce tahıl stoklama da kullanılmış olmalıdırlar.

Önceki Sayfa PDF belgesi olarak a Makaleyi Yazdır